25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ

25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ

Şiddet, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından, “fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda maruz kalan kişide yaralanma, ölüm ve psikolojik zarara yol açması ya da açma olasılığı bulunması” durumu olarak tanımlanmaktadır. Şiddete maruz kalan gruplar en çok kadınlar ve çocuklardır(Akkaş ve Uyanık,2016). Günümüzde dünyada ve Türkiye’ de kadına yönelik şiddet en çok yaşanan sorunların başındadır(Akkaş ve Uyanık,2016).

KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE TÜRLERİ
Kadına yönelik şiddet, temel hakların ve özgürlüklerinin ihlali olup, kadınlar ve erkekler arasındaki eşit olmayan güç ilişkilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan önemli bir sorundur. Kadına yönelik şiddet genelde özel alanda vuku bulduğu için gizli tutulmaktadır(Akkaş ve Uyanık,2016). Şiddetin amacı, kadının davranışlarının korkuya dayalı olarak kontrol etmektir. Kadına yönelik şiddet fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik, sosyokültürel biçimlerde gerçekleşebildiği gibi herkes tarafından da gerçekleştirilebilir. Kadına yönelik şiddet olgusu genellikle dört farklı şekilde sınıflandırılmaktadır. Bunlar fiziksel şiddet, sözel ya da psikolojik şiddet, ekonomik şiddet ve cinsel şiddet olarak gruplandırılabilir (Uluocak ve diğ, 2014: 18).

Kadına Yönelik Fiziksel Şiddet
Kadına zorla bir şey yaptırma ya da bir şey yapmaktan alıkoyma amacıyla, kadının iradesi dışında gerçekleşen fiziksel zarar verici eylemleri içermektedir. En sık görülen şiddet türüdür(Akkaş ve Uyanık,2016). Fiziksel şiddet, uygulayıcısının fiziksel güce dayanabildiği ya da kesici-delici aletler gibi çeşitli araç-gereçler aracılığı ile uygulanabildiği gibi uygulayıcının ihmali davranışlarında da kaynaklanabilmektedir (Adak,2000:183-184). Fiziksel şiddetin kadın üzerindeki olumsuz etkileri kendini değersiz hissetme, özsaygısını yitirme ve korku olarak kendini göstermektedir (Uluocak ve diğ, 2014: 19).

Kadına Yönelik Sözel-Psikolojik Şiddet
Kelimelerle aşağılama ve şiddet duygusunu aktarma şeklindedir(Polat,2017). Bu tür şiddete maruz kalmış kadınlarda kadının kendisine olan saygısında, kendisine verdiği değerde ve öz yeterlilik değerlerinde azalma görülmektedir.

Kadına Yönelik Cinsel Şiddet
Kadına yönelik cinsel şiddet olgusu, özellikle kadın cinselliğinin tabu olduğu, namus, şeref gibi kavramların kadın cinselliği üzerinden tanımlandığı toplumlarda ortaya çıkması güç bir şiddet türü olarak varlığını sürdürmektedir. Genellikle fiziksel şiddetle beraber görülen cinsel şiddetin temelinde de geleneksel kadınlık ve erkeklik rolleri yatmaktadır. Toplumda mahrem bir alan, bir tabu olarak görülen cinsel şiddet çoğu zaman gizlenen, bu nedenle de tespiti oldukça güç bir olgudur.
Kadına Yönelik Ekonomik Şiddet
Kadına yönelik ekonomik şiddet, kadının iradesi dışında onu çalışmaya zorlama ya da çalışmaktan alıkoyma gibi çeşitli eylem biçimlerini kapsamaktadır(Uluocak vd., 2014: 22).

ÖNERİLER
İlk olarak kadına yönelik şiddetin bir toplum sorunu olduğu unutulmamalıdır. Kadına yönelik şiddetten toplumdaki her birey sorumludur. Cinsiyet rolleri aktarılırken eşitliğinin vurgulanması kilit noktalardan biridir.
Cinsiyet rollerinin eşitliği vurgulamak ve toplumun şiddet, kadına yönelik şiddet hakkında bilinçlenmesini sağlamak amacıyla eğitim programları hazırlanmalıdır.
Kadınlar devlet politikaları ve yasalarca güven altına alınmalıdır.
Kadınların eğitim ve iş hayatı desteklenmelidir.
Şiddete maruz kalmış kadınların sığınabileceği kurumların sayıları arttırılmalıdır.

ŞİDDETE KARŞI BAŞVURULABİLECEK YERLER
1. Polis Merkezleri ve Jandarma Karakolları
Mağdur veya şiddete uğrama tehlikesi altında bulunanlar, bulundukları yerin yakınındaki polise veya jandarma karakoluna başvurarak şikayette bulunabilirler. Polis veya jandarma, derhal tedbir alınması gereken durumlarda önleyici ve koruyucu tedbirleri alır, diğer durumlarda Cumhuriyet Savcılığına yönlendirir.
2. Cumhuriyet Başsavcılığı
Şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi altında bulunan kişiler, adliyede Cumhuriyet Savcılığına da başvurarak şikayette bulunabilir ve gerekli tedbirlerin alınmasını isteyebilirler.
3. Aile Mahkemesi Hâkimliği
Mağdur veya şiddete uğrama riski olanlar, bulundukları ilin Aile Mahkemesi hâkimine giderek, şiddeti önlemeye yönelik tedbirleri ve koruyucu tedbirlerin alınmasını isteyebilirler. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemesi hâkimine başvuruda bulunulabilir. Hâkim gerekli olan önleyici ve koruyucu tedbirlere karar verir.
DESTEK ALINABİLECEK KURUMLAR
1. Alo 183; Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı olarak çalışan ALO 183 hattı, şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan ve desteğe gereksinimi olan kişilere psikolojik, hukuki ve ekonomik alanda danışmanlık hizmetleri sunmakta ve yararlanabilecekleri hizmet kuruluşları konusunda bilgi vermektedir. Alo 183 ücretsizdir ve Türkiye’nin her yerinden 7 gün 24 saat ulaşılır.
2. Acil Telefon Hatları
ALO 183 dışında acil durumlarda başvurulabilecek telefon hatları şunlardır:
ALO 155 Polis İmdat,
ALO 156 Jandarma İmdat,
112 ACİL,
0212 656 96 96 Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı.

3. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlükleri
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünde, varsa Aile ve Sosyal Politikalar İlçe Müdürlüğünde, Aile Danışma Merkezleri ve Toplum Merkezlerinde ücretsiz olarak; danışmanlık, rehberlik ve yönlendirme hizmetleri verilmektedir.
4. ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi)
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi, şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalanlara yönelik verilen tedbirlerin etkin olması için izleme yapan birimlerdir. Bu merkezlerde hukuki, psikolojik, mesleki ve danışma gibi farklı alanlarda hizmetler sunulmaktadır.
5. Kadın Sığınma Evleri
Sığınma evleri ya da diğer adıyla konukevleri, şiddete uğrayan veya risk altındaki kadınların varsa beraberlerindeki çocuklarıyla birlikte, geçici süre ile barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulmuştur.
Ülkemizde bu hizmeti başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü olmak üzere, sivil toplum kuruluşları, belediyeler, kaymakamlıklar ve valilikler yürütmektedir.
6. Sağlık Kuruluşları
Şiddete maruz kalındığında veya böyle bir risk altında iken bulunulan yere en yakın sağlık kuruluşuna (sağlık ocağı, aile hekimliği, hastanelerin acil servisi gibi) başvurulabilir. Şiddete uğranılmışsa gerekli tedavi yapılır ve yaşanılan şiddeti belgeleyen rapor düzenlenir.
7. Barolar
Avukatlık ücreti ödeyecek durumda olmayanlar ücretsiz avukatlık hizmetinden yararlanmak amacıyla bulundukları yerlerin barolarına başvurabilirler.
8. Kadın Sivil Toplum Kuruluşları
Kadın Sivil Toplum Kuruluşları gönüllü çalışan kuruluşlardır. Bu kuruluşlarda ücretsiz olarak danışmanlık ve rehberlik hizmeti verilmektedir. Konukevi bulunan kuruluşlarda geçici olarak barınma ihtiyaçları da karşılanmaktadır.

9. Belediyelerin Kadın Dayanışma Merkezleri
Belediyelerin kadın destek birimlerinde psikolojik, tıbbi, maddi ve hukuki destek sağlanmaktadır. Ayrıca konukevleri bulunması hâlinde ücretsiz barınma imkânı da sunulmaktadır.

Topluma Düşen Rol ve Sorumluluklar
I. Eğitim kapsamında hem okul çağındaki çocuk ve gençlere bu konuda bilinç kazandırılması hem de yetişkin kadın ve erkeklerin aile içi şiddet, etkileri, iletişim becerileri ve şiddetin engellenmesi gibi konularda bilgilendirilmesi gerekmektedir(Mavili Aktaş, 2006).
II. Güvenlik birimlerinin kadına yönelik şiddet konusundaki konumları oldukça kritiktir. Polisin sıklıkla sergilediği, eşleri barıştırıcı tavrından uzaklaşıp kadının hakları doğrultusunda ona gerekli koruma desteğini sağlayabilmesi gerekmektedir (Arın,1996; İlkkaracan, Gülçür ve Arın, 1996;Page ve İnce, 2008; Yıldırım,1998).
III. Sağlık alanında çalışan kişilerin yargılayıcı olmayan, rahatlatıcı bir yaklaşımının olması; özellikle de mağdurun kültürel arka planını gözeterek yaklaşması, zaten derin yaralar taşıyan ve yardım arama davranışını en son alternatif olarak devreye sokan mağdurun yeniden yaralanmasını engelleyecektir.
IV. Sivil toplum kuruluşları (STK) aracılığıyla yürütülen kadına yönelik şiddeti durdurmaya yönelik kampanyalar toplumsal duyarlılığın oluşturulabilmesi açısından büyük önem taşıyan ve yaygınlaştırılması gereken eylemlerdir (TNS Opinion & Social, 2010).
V. Medyanın da bu kampanyaları duyurmak ve şiddet karşısında net tavır almak görevleri bulunmaktadır. Özellikle son dönemde hem yazılı hem görsel basında konuya ilişkin programların ve haberlerin artmasıyla farkındalık oluşmaya başladığı gözlenmektedir (TBMM,2011).
VI. RTÜK, ulusal basında yer alan ve şiddeti meşru gösteren yapımlara karşı ciddi yaptırımlar uygulamalıdır.
VII. TDK güncel atasözleri ve deyimler sözlüğünde yer alan; kadına şiddeti meşrulaştıran, kadınları aşağılamak için kullanılan her türlü sözü kullanımdan kaldırmalıdır. (Kızını dövemeyen dizini döver, oğlan dura dura koç kızlar dura dura hiç olur vb.)

Ruh Sağlığı Platformu
Önemli Gün, Tarih ve Kişiler Ekibi
PDR Lideri
Psk. Dan. Emine İrem ALAGÖZ

Bakmak istersen...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir