Afet, Kriz ve Travma Nedir? (1/11)

Krizler, ciddi, geniş kapsamlı, umulmadık zamanda ortaya çıkan, rutini bozan, maddi varlığı tehdit eden ve bu nedenle hızlı müdahalenin elzem olduğu durumlardır. Doğal afetler, çevresel sorunlar, salgın hastalıklar gibi krizler günümüzde geniş coğrafyaları etkiler hale gelmiştir. Özellikle afetler, insanlık tarihi boyunca dünyamızda meydana gelen maddi ve manevi en yıkıcı olayların başında gelmektedir. İnsan nüfusundaki hızlı artış, doğanın insanlar tarafından tahrip edilmesi, plansız kentleşme, teknolojik gelişmelerle hızlı sanayileşmenin çevreye ve doğaya verdiği yoğun zarar gibi nedenlerle sayıları ve oluş sıklıkları sürekli artan afetler, şiddetine göre bir ülkenin ekonomik, mali ve sosyal yapısını çok ciddi şekilde etkileyebilmektedir. Bu sebeple ister merkezi yönetim ister yerel yönetim olsun, kamu hizmetleri ile yakından ilişkili görülen doğal afetler, devletin her kurumunun tam manasıyla hazırlıklı olmasını gerektiren çok önemli olaylardır. Küreselleşme ve bozulan doğal dengenin bir sonucu olarak günümüzde oluşan krizler önceki dönemlerde meydana gelenlerden daha tehlikelidir. Bu nedenlerden dolayı afet ve kriz yönetimi konusu, tüm kurumlar için önem kazanmış ve devletin devamlılığının sağlanmasında hayati bir öneme sahip olduğu görülmüştür.

Afet ve kriz yönetim stratejilerine göre, krizin en az zararla atlatılması, idarecilerin yönetim kapasitesiyle doğrudan ilgilidir. Krizden çıkabilmek için hızlı ve sağlıklı karar alınması gerekir. Bu süreç kriz yönetimi olarak tanımlanır. Doğal afet sonrası süreci de doğrudan ilgilendiren kriz yönetiminin ilk aşaması, krizden kaçınmak yani herhangi bir krizin yaşanmamasına gayret etmektir. Ancak deprem gibi afetlerde bunu sağlamak mümkün değildir. İkinci aşama krizi yönetmeye hazırlanma safhasıdır. Bunun için afetin boyutunun saptanması gerekir. Ardından olumsuz durumun yayılımının dondurulması ya da durdurulması için müdahale edilmeli onun akabinde krizin çözümüne geçilmelidir.

Doğrudan afet yönetimini inceleyen araştırmacılar ise afet öncesi durum, afet anı ve afet sonrası durum şeklinde kategorize ederler. Bu evrede arama kurtarma ve ilk yardım ulaştırma işlerinin organizesi önem arz eder. Bunun yanı sıra mağdurların geçici ikamet ve temel ihtiyaç problemlerinin giderilmesi gerekir. Afet sonrasında ise durumun iyileştirilmesi, tahrip olan mekânların yeniden imar ve inşası ve bunun için gerekli olan fiziki planlamanın yapılması süreçleri izler. Olası krizlerin olabildiğince en az hasarla atlatılabilmesi, yapılacak acil durum planlamasıyla doğrudan ilgilidir. Yönetim kademesi, daha kriz yaşanmadan önce kriz anında yapılacak işleri planlamalıdır. Bu bağlamda alanın uzmanlarından kurulmuş ekipler oluşturulmalıdır.

Travmatik olay, kişinin gerçek bir ölüm veya ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma, kendisinin veya başkalarının fizik bütünlüğüne bir tehdit olayı yaşaması, tanık olması ya da öğrenmesi ve bu olaya karşı korku, dehşet, çaresizlik gibi tepkiler göstermesi olarak tanımlanır. Afetlerin etkileri sağlık, ekonomik, sosyal ve psikolojik olmak üzere hem bireyi hem de toplumu etkileyecek farklı boyutlarda ki sonuçlara ulaşabilmektedir. Her geçen yıl doğal afetlerden etkilenen birey sayısı da artmaktadır.  Bu bireylerin büyük bir çoğunluğunun psikolojik desteğe ihtiyacı bulunmaktadır. Travmatik olayların etkileri bireysel farklılıklara bağlı olarak değişebilmekle birlikte afet sonrası oluşan psikolojik travmalar bireylerin hayatını olumsuz yönde etkilemekte ve ruh sağlığını bozmaktadır. Ancak her travmatik olay bireyde benzer tepkilere neden olmadığı gibi, aynı travmatik olayı yaşayanlar da farklı tepkiler verebilmektedirler. Öyle ki gerekli psikolojik destek sağlanmadığında bazen bireylerde çok farklı şekillerde psikopatolojiler görülebilmektedir.

Ancak afet gerçeğini her geçen yılda daha fazla yaşadığımız ülkemizde ne yazık henüz yeterli farkındalığı yakalamış bulunmamaktayız. Bu bağlamda ruh sağlığı alanında çalışan meslek uzmanlarına önemli sorumluluklar düşmektedir. Ruh sağlığı alanında afet kavramı çok farklı perspektiflerden değerlendirilmektedir. Afet sonrası oluşan travma ve kriz, olumsuz sonuçları olan bireyi doğrudan etkileyen ya da dolaylı olarak küçük grupları (aile, iş ortamı vs.) etkisi altına alabilen bir olaydır. Bu durum afet sonrası kriz ve travma konularında ruh sağlığı profesyonellerinin (Sosyal Hizmet Uzmanı, Psikolog, Psikiyatrist, PDR)  psikososyal bir boyutta müdahale yapmalarını gerektirir.

 Ahmet TÜRK

Sosyal Hizmet Uzmanı

ahmetturktc@outlook.com

 

 

Yararlanılan Kaynaklar:

Büyükkaracığan, N. (2016). Türkiye’de Yerel Yönetimlerde Kriz ve Afet Yönetim Çalışmalarının Mevzuat Açısından Değerlendirilmesi. Selçuk Üniversitesi Sosyal ve Teknik Araştırmalar Dergisi, (12) : 195-219.

Cornell, D. G. ve Sheras, P. L. (1998). Common Errors in School Crisis Response: Learning From Our Mistakes. Psychology in The Schools, 35 (3): 297-307.

DSM-IV. (1995). Amerikan Psikiyatri Birliği: Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (4.Baskı). (Çev.: E. Köroğlu,). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

Genç, F.N. (2008). Kriz İletişimi: Marmara Depremi Örneği. Selçuk İletişim Dergisi, 5 (3): 161-175.

Lueckr, R. (2009). Kriz Yönetimi (3.Baskı). (Çev.: Ö.Sarıkaya,). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Özçetin, A., Maraş, A., Ataoğlu, A. ve İçmeli, C. (2008). Deprem Sonucu Gelişen Travma Sonrası Stres Bozukluğu İle Kişilik Bozuklukları Arasındaki İlişki. Düzce Tıp Fakültesi Dergisi, 2: 8-18.

Yavaş, H. (2001). Doğal Afet Yönetimi ve Yerel Gündem 21 Çalışmaları Kapsamında İzmir’de Deprem Riski. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 3 (3): 118-138.

Yılmaz, A. (2003). Türk Kamu Yönetiminin Sorun Alanlarından Biri Olarak Afet Yönetimi. Ankara: Pegem Yayıncılık.

AhmetTurk

Sosyal Hizmet Uzmanı

Bakmak istersen...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir