AİLE İÇİ ŞİDDET (2/ 16)

 

Ruh Sağlığı Platformu olarak bir önceki yazımızda  şiddetin türleri üzerinde detaylı bir şekilde durmuştuk.(https://ruhsagligi.org/siddet-1-16/) Bu yazımızda ise aile içi şiddet konusunu detaylı bir şekilde işleyeceğiz.

Günümüzde adeta çığ gibi büyüyen şiddet sokakta, okulda, hastanede, yaşadığımız her alanda karşımıza çıkan bizleri hem fiziksel hem de psikolojik olarak etkileyen en önemli sorunlardan biridir. Medyada yer alan haberlerde sadece “haber”  olarak gördüğümüz şiddet çocuğa, kadına, hayvana yönelik boyutlarıyla en kötü şekilde kendini her geçen gün göstemektedir. Genel bir tanım yapacak olursak şiddet bireylerin yaralanmasına, duygusal baskı altına alınmasına, öfkelenmesine ve sindirilmesine yol açan davranış veya yaklaşımların tümünü içinde barındırmaktadır (Arın, 1996 akt Öztunalı- Kayır, 1998).

Dünya Sağlık Örgütü’ne  (2002) göre şiddet, eylemin gerçekleştirildiği kişiler bağlamında 3 geniş kategori altında sınıflandırılmıştır:

  1. Kişinin kendisine yönelik şiddet
  2. Kişiler arası şiddet
  3. Kollektif şiddet

Bu bağlamda bakıldığında en yaygın olan şiddet biçimi özel ilişkiler çerçevesinde gelişmektedir. Bu nedenle kapalı kapılar ardında kalan aile içi şiddet de kişiler arası şiddet kategorisi içinde yer almaktadır. Bu çerçeveden aile içi şiddet irdelendiğinde “eşler ve aile bireyleri arasında çoğunlukla ev içerisinde yaşanan şiddet” olarak tanımlanmaktadır. Stewart ve Robinson’un (1998) tanımına bakıldığında aile içinde bir bireyin hayatının, bedeninin, psikolojik bütünlüğü ve özgürlüğünün güç veya zor kullanılarak tehlikeye uğratılması olarak belirtilen aile içi şiddet, erkek tarafından kadına yönelik şiddet; kadının istemediği halde cinsel ilişkiye zorlanması, ev işlerine zorlanması, aile ve arkadaşlarıyla görüştürülmemesi, çalışma ve okuma hakkının elinden alınması, alaya, hakarete maruz kalması, aşağılanması vb. çerçevesinde belirtilebilir (Yıldırım, 1998).

   Kadınların aile içi yaşadığı şiddetin çeşitlerine  bakılacak olursa; yetersiz fiziksel ve duygusal ilgi demek olan ihmal, anlayış, sevgi ve sempati görememe demek olan duygusal- psikolojik şiddet, tehdit, aşağılama, küçümseme, sindirme, bezdirme vb. oluşan sözel şiddet, itip kakma, tokatlama, yaralama, dövme vb. meydana gelen fiziksel şiddet, fiziksel şiddetin bir üst boyutu olan ensest, tecavüz ve seks işçiliğine zorlanma gibi çeşitleri bulunan cinsel şiddet olarak sıralanabilinir (Yıldırım, 1998). Kadınlar bu bağlamda bakıldığında sürekli kendini üreten, besleyen mekanizmalardan oluşan bir şiddet çemberi içinde yaşama tutunmaya çalışmaktadır.

Aile içi şiddetin önlenmesi için öncelikle aile içi şiddeti başlatan risk etmenlerinin “ekolojik model” bağlamında analiz edilmesi oldukça önemlidir. Birden fazla risk etmeninin sarmal bir yapıyı oluşturarak aile içi şiddeti ortaya çıkardığı bilinmelidir. Şiddet üzerine çalışan uzmanların özellikle aile içi şiddet bağlamında şiddeti önlemede yasal, sosyal, ekonomik ve kişisel bazda birçok etmene etkili müdahale etmesi gerektiğini göz önünde bulundurmalıdır. Mikro, mezzo ve makro boyutlarda risk etmenleri ile çalışılmalı, koruyucu önleyici çalışmalara önem verilmelidir.

 

                                                                                                                                                     SOSYAL HİZMET UZMANI

                                                                                                                                            Ayşegül KOCAMÜMİNLER

 

 

Bakmak istersen...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir