Çocuğa Yönelik İstismar

Çocuğa yönelik istismar vakaları, özellikle son dönemde medyada sık sık gündeme gelmektedir. Her yeni güne gözlerimizi bu haberlerle açmak ve bu konuda bir şeyler yapamamak çok yıpratıcı olmaktadır. Ruh Sağlığı Platformu olarak bu yazımızda çocuğa yönelik istismarı çok yönlü bir şekilde inceleyip neler yapabileceğimiz hakkında bilgilendirme yapacağız. Çocuk istismarı Dünya Sağlık Örgütü’ne göre şu şekilde açıklanmaktadır: çocuklara bir yetişkin, toplum, devlet veya başka bir çocuk tarafından; bedensel, duygusal, zihinsel veya sosyal girişimlerini olumsuz etkileyen, kaza dışı, önlenebilir kasıtlı bir davranış uygulanmasıdır. Bu tanımdan yola çıkarak çocuk istismarının herkes tarafından bilinen fiziksel ve cinsel istismar türleri haricinde başka türlerinin de olduğunu söyleyebiliriz. Çocuğa yönelik istismar fiziksel, ekonomik, duygusal (psikolojik) ve cinsel istismar olmak üzere sınıflandırılmaktadır. Bazı durumlarda bu istismar türlerinin birden fazlası bir arada olabilmektedir.
Çocuğa yönelik istismarın, bir problem olarak algılanıp buna yönelik çalışmaların başlaması aslında çok yakın bir tarihe dayanmaktadır. Çocuk İstismarı kavramı ilk kez, 1860 yılında, Paris Tıp Akademisi’nde tanımlanmıştır. 1874 yılında ABD’de 8 yaşındaki bir kız çocuğuna üvey annesi tarafından fiziksel şiddet uygulanması, hukuksal olarak ele alınan ilk çocuk istismarı olgusudur. Yapılan hukuki işlem sonrasında üvey anne 1 yıl hapis cezası almıştır. 8 ay sonra ise çocuğun avukatlığını yapan E. Gerry tarafından ilk “Çocuk Koruma Derneği” kurulmuştur. Fakat çocuğa yönelik istismarın tarihçesi çok daha öncelere dayanmaktadır. Eski çağlara baktığımızda çocukların kötüye kullanıldığı, köle olarak satıldığı, kurban edildiği bilinmektedir. Çocuklar eğer çalıştırılamayacak durumdaysa (güçsüzse) öldürme, satma hakkının babaya kanun yolu ile verildiği toplumlar tarihte yer almaktadır. Günümüzde çocuğa yönelik fiziksel, cinsel, ekonomik istismarın hukuksal açıdan yaptırımları olmasına rağmen yetişkinler bu eylemlerine devam etmektedirler. Bunun sebebi ne olabilir? İstismar kavramının ne olduğunu bile bilmeyen masum çocukları kullanmak kolay olduğu için mi? Yoksa kendisinden daha güçsüz bir insanın üzerinde tahakküm kurma ve dolayısıyla kendini üstün görme isteğinden kaynaklı mıdır? Önleme çalışmaları kapsamında, yetişkinlerin bu davranışlarının nedenlerinin üzerinde durup buna yönelik eğitim çalışmaları yapmak faydalı olacaktır. Bu çalışmalar kapsamında alınabilecek ilk önlem ebeveynlerin istismar hakkında bilgilendirilmesidir. Toplumun genelinde yapılması gereken bu çalışmalarda çocuk yetiştirme eğitimi, stres yönetimi, istismar ve istismar türleri, istismardan korunma yolları ele alınmalıdır. Bilinçli ebeveynler, çocuklarını da bilinçli bir şekilde yetiştireceklerdir. Haklarını, sınırlarını bilen çocuklar görmüş oldukları davranışları iyi-kötü şeklinde değerlendirme açısından daha doğru kararlar vereceklerdir. Cinselliğin tabu olduğu, hakkında konuşmanın bile yasak olduğu bir ortamda büyüyen çocuklar istismara uğrama açısından risk altındadır. Bu yüzden çocuğumuzun bu konularda eğitilmesi, bizlere güven duyması ve başına olumlu-olumsuz ne gelirse gelsin bizlerle paylaşabileceğini bilmesi çok önemlidir. Önleme çalışmalarıyla ilgili alınabilecek bir başka önlem ise risk altında olan çocukların tespit edilip çalışmalar yapılmasıdır. Burada en çok görev okul psikolojik danışmanlarına düşmektedir. Risk altında olan öğrencileri belirleyip veli eğitimleri düzenlemek, ev ziyaretleri gerçekleştirmek faydalı olacaktır. Önleme çalışmaları kapsamında alınabilecek önlemlerden bir diğeri ise istismara uğramış bireylerin tedavi ve rehabilitasyonunu gerçekleştirip tekrardan istismara uğramasını engellemektir.
Özetleyecek olursak çocuk istismarı toplumun her kesimini ilgilendiren bir sorundur. “Benim elimden bir şey gelmez” diye düşünmemek gerekir. Ülkemizdeki çocuk istismarıyla mücadele eden derneklerde gönüllü çalışmalar yaparak, farkındalık yaratıp belki de bir çocuğa ışık olabiliriz. Kendine güvenen, sadece fiziksel açıdan değil mental açıdan da sağlıklı bireyler yetiştirebilmek için birlikte çalışmak gereklidir. Bunun için de toplumun her kesiminden insanın el ele verip bu mücadeleye katılması çok önemli ve gereklidir.

Psikolojik Danışman
Sibel GÜNAYDIN

Bakmak istersen...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir