Ekonomik Şiddet

Ekonomik şiddet, ekonomik kaynakların ve paranın kişiler üzerinde bir yaptırım aracı olarak kullanılmasıdır. Ekonomik şiddet çoğu zaman fiziksel duygusal ve cinsel şiddet başta olmak üzere birçok farklı şiddet türü ile iç içe geçmiş bir şekildedir. Diğer şiddet türlerinde olduğu gibi ekonomik şiddette de amaç öfke boşaltmak, karşıdaki kişiyi kontrol altında tutmaya çalışmak, cezalandırmak –bu kelimenin doğası gereği karşı tarafın böyle bir tutumu hak edecek olumsuz bir davranış sergilemiş olmasını beklemek yanlıştır. Şiddet uygulayan kendi yanlış düşünce örüntüsü içerisinde karşısındakinin cezalandırılması gerektiğini düşünür- , güç göstermektir.
Ekonomik şiddete maruz kalan kişi çoğu zaman bunun farkında değildir. Bunun sebebi toplum tarafından kanıksanmış olması, kişinin haklarının farkında olmamasıdır. Ekonomik şiddeti örneklendirecek olursak mikro düzeyde kişinin bakmakla yükümlü olduğu bireye yeterli maddi desteği sağlamamasını, makro düzeyde ise kişinin aynı işi yapanlardan daha düşük ücretle çalıştırılmasını baz alabiliriz. Bunun yanı sıra sadece erkeğin kadına veya toplumun kadına ekonomik şiddeti söz konusu değildir. Ekonomik şiddete yaşlı, kadın, çocuk, erkek, engelli, mülteci herkes maruz kalabilmektedir.
Sadece maddi desteğin sağlanmaması ekonomik şiddeti tek başına tanımlamaya yetmez. Kişinin kazandığı ücrete el konulması, daha az ücretle çalıştırılması, istemediği halde çalışmaya zorlanması veya çalışma isteğinin engellenmesi de ekonomik şiddettir.
Toplumsal yapımız ve aile içi dinamikler göz önüne alındığında ekonomik şiddetten en çok etkilenen grubun kadınlar olduğunu görmekteyiz. Kadına ihtiyaçlarını karşılayacak maddi desteği vermeme, kendisine ait olan paraya el koyma, kadının kredi çekme yoluyla borçlandırılması en çok rastlanan ekonomik şiddet şekilleridir. Kadının üzerinde egemenlik kuran şiddet uygulayıcısı çoğu zaman isteklerini kabul ettirmek için kadının çocuklarını kullanmaktan çekinmemektedir.
Yaşı, cinsiyeti ne olursa olsun bireyin zorla çalıştırılması ekonomik şiddettir. Zorla çalıştırılan kişi kadın, çocuk, yaşlı, engelli vb. olabilir. Aynı zamanda kendi kararlarını verebilecek erginlikte olan kişilerin çalışmak istemesine rağmen çalışmasının engellenmesi de ekonomik şiddettir. Burada durumun şiddet olup olmadığını belirleyen husus bireyin hür iradesidir.
Bireyin aynı işi yapan kişilere göre daha düşük ücretle çalışması bir diğer ekonomik şiddet türüdür. Dünya genelindeki istatistikî bilgilere bakıldığında genel olarak kadının erkekten daha az ücret aldığını gözlemlemekteyiz. Aynı zamanda ülkesinden zorunlu şekilde göç etmiş olan mülteciler de sığındıkları ülkelerde daha az ücretle çalıştırılarak yine ekonomik şiddete maruz kalmaktadır.
Toplumda görülen bir diğer ekonomik şiddet türü ise bakımı için devlet tarafından maddi yardım verilen kişinin bakımının karşılanmamasıdır. Engelli, yaşlı bireylerin bakımına harcanmak için alınan paralar amaç dışı kullanılmakta kişilerin bakımı ihmal edilmektedir. Meslek elemanları tarafından habersiz yapılan sosyal incelemeler sayesinde böyle durumların engellenmesi amaçlanmaktadır.
Herhangi bir şiddet türünden bahsederken genel olarak bir grubu düşünmek yanlıştır. Çünkü şiddet sosyo-ekonomik düzey tanımaz. Her kültür ve gelir grubuna mensup kişi şiddet uygulayan ya da şiddete maruz kalan olabilir. Fakat ekonomik şiddet söz konusu olduğunda kadının ekonomik olarak güçlendirilmesi daha fazla seçeneğe sahip olması demektir. Bunun için kadının meslek edinmeden evlenmesi/evlendirilmesi özellikle çocuk gelin olgusu maalesef ki ekonomik şiddeti besleyen sebeplerdir.
Ekonomik şiddet kişinin sadece yaşam şartlarını etkilemez. Kişide değersizlik duygusu yaratır. Ekonomik olarak kendine yetemeyen bireyde yetersizlik duygusu gelişir. Bu yetersizlik duygusu diğer alanlarda da kendisini gösterir. Kişi zamanla hiçbir şey yapamayacağını, başarısız olduğunu düşünmeye başlar.
Sonuç olarak engelli maaşı ya da yaşlı maaşı alan bir bireyin parasının harcanması ama ihtiyaçlarının karşılanmaması, herhangi bir bireyin sigortasız çalıştırılması, uzun saatler çalıştırılması, çalışmaya zorlanması ya da çalışmasının engellenmesi, çocuk işçiliği ve daha birçok şekilde ekonomik şiddet toplumun her kesimine yayılmış durumdadır. Ekonomik şiddetin önlenebilmesi için öncelikle farkındalık yaratmak ve kişiye haklarını öğretmek son derece önemlidir.

Gamze Tanrıverdi
Sosyal Çalışmacı

Bakmak istersen...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir