İntiharın Kuram Olarak Ele Alınması ve Sosyokültürel ,Ekonomik Açıdan İncelenmesi (8\13)

Bir önceki yazımızda (https://ruhsagligi.org/sosyolojik-bir-olgu-olarak-intihara-bakmak-7-13/) sizlerle intihar olgusunu sosyolojik kuram perspektifinde irdelemiştik. Bugün de sayısal veriler bağlamında intihar ile ilgili yapılan çeşitli araştırmaları ve intiharın tarihsel gelişimini ele alacağız.
İntiharın en pozitif tanımı benim adıma, sein* sözcüğü ile açıklanabilir, öyledir ki bu sözcük aynı anda var olmak ve yok olmak anlamını taşır. 1974 yılında Werther Etkisi olarak ortaya atılan kuram, bugün yazımda bir ışık olup geçmişten günümüze intihar kavramının çevresinde yapılan araştırmalar ve olgularla desteklenip, sizlerle paylaşılacaktır.
Bir arada yaşamanın bir gereği olsa gerek, nüfuzun üzerinde popüler kültür öğelerine sıklıkla karşılaşmaktayız. İntiharın ele alınışında baktığımızda Genç Werther’in Acıları kitabının dramatize ettiği birçok insan gerek ruhen gerekse rol model olarak, kendisine yakın bulduğu Werther karakterini özümsemiş ve böylelikle bu eser döneminde büyük bir toplu yıkıma sebep olmuştur.
Tıpkı Marilyn Monroe’nun ölümü ardına gelen toplu intihar vakaları ve Kurt Cobain’ın intiharı ardına gelen bir tür taklit eylemi ve/ veya telkin durumu söz konusu olmuştur.

Kuramlar Işığında İntihar

Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter! Demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun. (Shakespeare, Hamlet Tiradı)

İntihar kavramını ele alırken karşılaştırmalı kuramlardan beslenip ortaya sunacağımız verilerin bir yandan da sağlamasını yapmak isteğindeyim.
1974’de David Phillips telkinin intihar vakalarıyla bağlantısını irdelediği makalesinde ortaya attığı “Werther Etkisi” tezinden değinmişken, intiharın yalnızca bir telkin ve taklit ürünü olmadığını Fransız Sosyolog Durkheim’‘’İntihar’’ adlı eserinde, anomiyi ifade ediş şekliyle anlıyoruz.

Durkheim’a göre anomi; Bir davranışta bulunması gerektiğinde hangi normu ölçüt alacaklarını bilemez duruma gelen bireylerin toplumla bütünleşmelerini engelleyen düzensizlik durumudur.
İnsanların, intihara yönelik eğilimleri yalnızca taklit ve telkin yönelimi ile kısıtlı kalmayacak kadar geniş ve uzun bir döngüde yer almakta ve bunlar aşağıda değineceğim türlerde yapılan araştırmalarla ortaya konmaktadır.

Ülkemizde İntiharın Tarihsel Gelişimi ve İstatistiksel Veriler

Ülkemizde ilk çalışmalar 1927-41 yılları arasında Nezahat Arkun tarafından İstanbul’daki intiharlar hususunda yapılmış; daha sonra 1947-51 yılları arasında kısıtlı illerde İstanbul Üniversitesi Ceza Hukuk ve Kriminoloji Enstitüsü tarafından yapılmıştır. Ancak sınırlı sayıdaki olgularla yapılan bu çalışmalar ülke genelini temsil etmemektedir. “İntihar istatistiklerinin sistemli olarak Türkiye çapında tutulmaya başlanması ise 1975’den itibaren gerçekleşmiştir.”1 İntihar, temel bilimlerin ancak ortak bir yaklaşımla ele alabileceği kadar karmaşık bir olgudur. İntihar, her yönüyle incelendiğinde çözüm aşamasına ulaşma şansı vardır. Farklı alanlardaki farklı yaklaşımlar birçok veri elde edilmesine ancak bunun karşılığında çözümsüzlüğü de getirecektir. Bireylerin kendi hayatını sonlandırma şekilleri de önemle üzerinde durulması gereken bir husustur. Bireylerin intihar ederken kullandıkları yöntemler cinsiyet, intihar nedeni ve okur-yazarlık gibi değişkenlerle ilişkilidir. Ancak tek kıstas bunlar olamaz, bu nedenle sebepsel ve sonuçsal yönden nedenler değerlendirilmelidir. “Ülkemizdeki intihar vakalarında ilk sırada ve yarıya yakın bir kısmı kendini asma suretiyle, ikinci sırada kimyevi madde kullanarak, üçüncü sırada ise ateşli silahla intihar etmek şeklinde meydana gelmiştir.”2

Ülkemiz özelinde intihar araştırmaları Cumhuriyetin ilk yıllarında DİE tarafından nüfus sayımları üzerinden ilerlemekteydi, bunda ülkemizin intihara dayalı kayıtlarının eskiye dönük olmamasının etkisi bir hayli etkendir.


Tablo 1. Daimi İkametgaha Göre İntihar Yöntemleri (%) 

İntihar Nedeni ve Daimi İkametgah Toplam Erkek Kadın 
Genel Toplam Toplam 14.575 10.325 4.250 
Şehir 9.905 7.243 2.662 
Köy 4.670 3.082 1.588 
Nedenler İkametgah Toplam Erkek Kadın 
Hastalık Toplam 2.881 1.926 955 
Şehir 2.384 1.577 807 
Köy 497 349 148 
Aile Geçimsizliği Toplam 1.455 914 541 
Şehir 1.081 712 369 
Köy 374 202 172 
Geçim Zorluğu Toplam 1.345 1.259 86 
Şehir 1.127 1.056 71 
Köy 218 203 15 
Ticari Başarısızlık Toplam 362 355 7 
Şehir 362 355 7 
Hissi İlişki ve İstediği ile 
Evlenememe Toplam 714 495 219 
Şehir 617 428 189 
Köy 97 67 30 
Öğrenim Başarısızlığı Toplam 105 64 41 
Şehir 85 55 30 
Köy 20 9 11 
Diğer Toplam 974 713 261 
Şehir 814 604 210 
Köy 160 109 51 
Bilinmeyen Toplam 6.739 4.599 2.140 
Şehir 3.435 2.456 979 
Köy 3.304 2.143 1.161 
Kaynak: TÜİK 2008-2012 Yılları Arası İntihar İstatistik Verileri, Ankara, 2013

 

Dünyada İntihar

İntihar girişimlerinin epidemiyolojik özellikleri tamamlanmış intiharlar kadar iyi bilinmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre gelişmiş ülkelerde ölüm olgularının en önde gelen on nedeninden biri intiharlardır. Dünyada 2000 yılı itibariyle 815.000 kişi intihar ederek yaşamına son vermiştir. Bir başka deyişle her 40 saniyede bir kişi intihar etmektedir. İntihar girişimleri ise bu oranın 10-20 katı olarak ifade edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, 15-24 yaşları arasındaki her 100.000 gençten 13’ü kendi yaşamlarına son vermektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) intihar, ölüm nedenleri arasında sekizinci sıradadır ve yaklaşık olarak yılda 30000 ölümden sorumludur. İntihar oranı ABD’de yıllık 11/100.000’ dir. ABD’de en az 31 000 kişi bir yılda intihardan ölmektedir. Bu tüm ölümlerin % 1.4′ ünü oluşturmaktadır (3). Her gün 1500’den fazla Amerikalı intihar girişiminde bulunmaktadır ve yaklaşık 86’ sı ölümle ulaşmaktadır (4). Bu oran 15-24 yaş grubu arasında ise kazalar ve cinayetlerin ardından üçüncü sırada ölüm nedeni olarak sayılmaktadır (5). İntihar hızı ülkeden ülkeye, kültürden kültüre büyük ölçüde değişkenlik gösterir. Batı Almanya’da intihar oranı 36/100.000, Litvanya’ da 34.4/100 000, İrlanda’ da ise 3/100.000′ dir. 2002 yılında İspanya’da 10-14 yaşlarında ölümle sonuçlanan intihar oranı 0.38:100.000 iken 15-19 yaş grubunda bu oran 2.7:100.000 olmuştur (5). Çin’ de yapılan bir çalışmada intihara bağlı ölümlerin tüm ölümlerin %3.6’sını oluşturduğu hesaplanmıştır (6). Hindistan’daki ulusal suç kayıt bürosuna göre intihar ölümlerin ilk on nedeni arasında yer almaktadır. Yine intihar Hindistan’da 16-35 yaş grupları arasında ilk üç sırada görülen ölüm nedenleri içinde yer almaktadır. Hindistan’daki intiharların sayısı 1968’ de 40.000 iken, 1999’da 110.000’ e çıkmıştır; ulusal görülme insidansı ise yıllık 11:100.000’dir (7). İngiltere ve Galler’de ortalama yıllık intihar oranı 10:100.000 civarındadır. Yıllık ölüm miktarı yaklaşık 5.000’dir (8) . Japonya dünyada en yüksek intihar oranlarından sahip ülkelerden biridir. Ulusal polis teşkilatının verilerine göre 1998’de 32.863 intihar hesaplanmıştır (26:100.000) (9). 2001 yılında ise yine aynı kaynaklardan alınan verilere göre Japonya’daki intihar sayısı 31.042 ve 24.4:100.000 olarak hesaplanmıştır (10). Litvanya’da ise 1995’ten beri intihar mortalite oranları stabil seyretmesine rağmen halen Avrupa’da en yüksek oranlarda seyretmektedir. 2002 yılında 44:100.000 olan oranlar Avrupa Birliği oranlarının ortalama dört katı, İskandinav ülkelerinden de ortalama üç kat daha fazladır (11). Honkong’ta da son yıllarda intihar oranları belirgin şekilde artmıştır. 1998’de 13.2:100.000 olan oran 2003 yılında 18.6:100.000 olmuştur. Honkong’ta gerçekleştirilen intihar ölümlerinde ki major artışın 25-39 yaş arasındaki erkeklerde olduğu ifade edilmektedir (9).

Medya ve İntihar

İntihar olgusu ile medya ilişkisi gerek intiharın dinamiklerini anlamada gerekse önlemede önemli bir yere sahiptir. İntihar davranışına basın yayın organlarının etkisi uzun yıllar sorgulanmış ve çok sayıda araştırmanın konusu olmuştur. Bu araştırmaların bir kısmı kitle iletişim araçlarının intihar oranları üzerinde oldukça etkili olduğunu saptarken, bir kısmı ise basın yayın organlarında intihar olgusunun yer alması ile intihar oranları arasında hiçbir ilişki saptayamamış, bazı çalışmalar ise bu ilişkinin varlığına kısmi destek sağlayan bulgular elde etmiştir (Palabıyıkoğlu, 1994).

1967 yılında yapılan bir çalışmada intihar olgusunda taklit etme etkisinin en aza indirgenmesi beklenen dönem olarak gazete grevi sırasında Amerika Birleşik Devletlerinin 7 büyük şehrinde bir inceleme yapılmıştır. Araştırmayı yapan kişinin beklentisinin aksine intihar oranlarında bir düşme gözlenmemiştir. Ancak Detroit’de artan intihar girişimlerinde bir düşüş kaydedilmiştir. Durkheim’e göre intihar oranları taklit davranışı ile açıklanamaz. Bu konuda yazılı basını engellemek önlemede geçerli bir yol değildir. Durkheim’in bazı kişilerin telkine açık olduğunu ancak bunun ulusal intihar istatistiklerini değiştirmeyeceğini vurgulamıştır. Durkheim’in karşıtı bir görüşü savunan Philips ve grubu ise ısrarla intihar olgularında taklit, model alma ve telkinin sosyolojik kuramlarda yer almasının önemini vurgulamıştır. Philips, Geothe’nin kitabının kahramanı olan Werther’den esinlenerek Werther etkisi adı altında intihar oranlarında taklit, bulaşma, yayılmanın önemli etkileri üzerinde durmuş, çalışmalarını bu yönde sürdürmüştür (akt. Palabıyıkoğlu, 1994).

Medya ile intihar olgusu arasındaki ilişkiye bilinen en eski örnek Johann Wolfgang Goethe’nin Genç Werther’in Acıları (1996) kitabının yayımlanışından sonra romanın kahramanının intihar şeklini harfiyen uygulayarak kendini öldüren genç insanların sayısındaki dikkati çeken artışın ardından Avrupa’da pek çok yerde romanının yasaklanmış oluşudur.(Cengiz, 2009)
Werther etkisinin ekonomik koşullardan bağımsız olarak intihar oranlarını etkilediği saptamıştır. Medya faktörü en az işsizlik faktörü kadar intiharlar üzerinde etkilidir.
(Palabıyıkoğlu, 1994).

Tüm bunların ışığında ele aldığımız intihar olgusu, kavramsal halinin dışında toplumsal ve normlara dayalı tutumların birleşimi ve akabinde çevresel ve sosyo-ekonomik faktörlerle meydana gelmektedir. Her açıdan ele alınması ve irdelenmesi gereken husus, insan olmanın yegane gayesi olan var olmak amacından sapmanın dile kolay bir hadise olmadığının anlaşılması ve genç nüfuz üzerindeki intihara yönelimin devletler ve insana etki eden sinema, gazete, dergi ve televizyon gibi doğrudan ve dolaylı ulaşım araçları tarafından düzenlenmesi ve basite indirgemeden intihara olan yönelim bir popüler kültürün sonucu haline getirilmemesidir.
Bir sonraki yazımızda Dünya ve Türkiye’deki intihar istatistikleri oranlarını merceğe aldık. Yazımızı Psikolojik Danışman ve Rehber Beste UÇAR kaleme aldı. Yarın web sitemizden okuyabilirsiniz.

Psikolojik Danışman Elif YARAY

Bakmak istersen...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir