KADINA ŞİDDET

Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi’nin birinci maddesinde, kadınlara yönelik şiddet, “ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem ve ya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlamaya veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” şeklinde tanımlanıyor.
Namus cinayetleri ,berdel, küçük yaşta evlilik, evliliğe zorlanma, beşik kertmesi, UAÖ raporunda birçok şiddet eyleminin bu gibi geleneksel uygulamalardan kaynaklandığı belirtilmiştir.
Peki mini etek giydiği için kendisine farklı bakılacağını düşünen bir kadının yaşadığı şey şiddet değil midir? Ya da aşırı kıskanç bir ilişkiye zorlanma, çevresinden ve arkadaşlarından uzaklaşmasına neden olma, yalnızlaştırma, kıyafetlerine karışma, konuştuğu sözleri kısıtlama, cinsel ilişkiye zorlama, sözlü olarak iltifat kisvesi altında tacizde bulunma, tokat atma, başka insanlarla birlikteyken ya da yalnızken ona küçük düşürecek sözler söyleme bunlar şiddete dahil değil mi?
Evet maalesef ki belki de farkında olmadan veya olarak her ortamda şiddete maruz kalıyoruz ya da maruz bırakıyoruz. Şimdi sayısal verilere biraz değinelim.
Sayıları yeterli olmamakla birlikte bu alanda yapılan ulusal ve uluslararası bazı çalışmalar, şiddetin aslında evrensel bir sorun olduğunu gözler önüne sermektedir. Zira dünyada kadına uygulanan şiddet; din, dil, ırk ayırt etmeksizin çok yaygın olarak karşılaşılan bir problemdir. Örneğin, Kuzey Hindistan’da yaşayan kadınların %17’sinin fiziksel, %22’sinin cinsel şiddete maruz kaldıkları saptanmıştır. Yine Doğu Londra’da kadınların %61’inin aile içi şiddet yaşadığı, %87’sinin cinsel saldırıya uğradıkları belirlenmiştir. Nikaragua’daki kadınların ise %52’si yaşamlarının bir bölümünde şiddete maruz kalmaktadır. Japonya’da da kadınların %67’sinin fiziksel şiddet deneyimleri bulunduğu bildirilmektedir. Washington’da yapılan bir araştırmada ise, kadınların %27’sinin eşleri tarafından uygulanan fiziksel şiddete maruz kaldıkları ve bu kadınların %24’ünün de uygulanan şiddet sonucu yaralandıkları belirtilmektedir.

Dünya çapında fiziksel şiddet gören kadınların tahmini oranının yaklaşık %25-50 olduğu rapor edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2013 yılında yayımladığı rapora göre ise, dünyadaki kadınların %35’i şiddete maruz kalmaktadır. Raporda eşleri tarafından şiddete maruz kalan kadınların oranları kıtalara göre şu şekilde verilmektedir: Güneydoğu Asya %37,7; Afrika %36,3; Amerika %29,8; Avrupa %25,4.
Dünyada oranlar bu şekilde peki Türkiye’de neler oluyor ?
2018 yılının ilk 10 ayında en az 203 kadın erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirdi. Ülkedeki kadınların en az üçte birinin fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kaldığı belirtilen araştırma kadınların sadece yüzde 11’inin bunu resmi kurumlara bildirdiğini gösteriyor. Üstelik bu sayılar sadece evli kadınlar için geçerli. Dolayısıyla, şiddete maruz kalan kadınların resmi sayılardan çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor.
Ne yazık ki 2012’den bu yana korunma talep eden kadın sayısı 5 kat artmış durumda. 014 araştırmasında ülke genelinde yaşamının herhangi bir döneminde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı %36’dır. Bu oran 2008 araştırmasında %39’dur.
Yaşamının herhangi bir döneminde duygusal şiddet yaşayan kadınların oranı %44’tür. Bu oranın 2014 ve 2008 araştırmalarında değişmediği gözlemlenmektedir.
2014 araştırmasında yaşamının herhangi bir döneminde cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranının %12 olduğu tespit edilmiştir. Bu oran 2008 araştırmasında %15’tir.
2014 araştırmasında yaşamın herhangi bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddetin birlikte yaşanma oranı %38’dir. Bu oran 2008 araştırmasında %42’dir.
2014 araştırmasında kentte fiziksel şiddet oranı %35 iken kırda %37,5’tir. Bu oran 2008 araştırmasında kentte %38, kırda %43’tür.
2014 araştırmasında yaşadıkları fiziksel şiddet sonucunda yaralanan kadınların oranı %26’dır. Bu oran 2008 araştırmasında %25’tir.
2014 araştırmasında en az bir kez fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmış kadınlardan eğitimi olmayanların oranı %43, lisans ve lisansüstü üzeri düzeyde eğitimli olanların oranı %21’dir. 2008 araştırmasında bu oran eğitimi olmayan kadınlar için %55,7’dir.
2014 araştırmasına göre kadınların yaşı arttıkça ve eğitim düzeyleri düştükçe cinsel şiddete uğrama riskleri artmaktadır. Ayrıca boşanmış/ayrı yaşayan kadınların cinsel şiddete maruz kalma oranları bu grup dışındakilere göre daha fazladır.
Türkiye’deki kadınların şiddete maruz kalma oranları Tayland (34), Brezilya (34), Tanzanya (33) gibi ülkelerin oranlarına yakındır. Bütün bu verilerin ortaya koyduğu üzere, kadına yönelik şiddet birçok ülkeyi ilgilendiren önemli bir sorundur.
Kadınların gördüğü şiddet sadece kadını değil, aile içerisinde ki küçük çocuklar olmak üzere birçok kişiyi ve sonrasında toplumları etkilemektedir. Şiddete tanık olan çocukların ileriki yaşlarda şiddet eğilimli olmalarına ve şiddetin kendini devam ettiren bir soruna dönüşmesine neden olmaktadır. Türkiye’de şiddet gören kadınların sayısı her geçen gün artarken şiddetin müsebbibi bulunmamaktadır.
Peki kadınlar şiddet gördükleri andan itibaren neler yapmalı? Nerelere başvurmalı? Devletin hangi kurumları kadınlara destek vermekte? Bu soruların yanıtlarını sonraki yazılarımızda bulabilirsiniz.
KADINA ŞİDDET, İNSANLIĞA İHANETTİR.

PSİKOLOJİK DANIŞMAN
F.BESTE UÇAR

Bakmak istersen...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir