LGBTİ’LERE YÖNELİK ŞİDDET

LGBTİ şiddeti konusunun daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, toplumsal cinsiyet, homofobi, transfobi vb. kavramların ne ifade ettiği bilinmelidir. Öncelikle bu kavramlara göz atalım:

LGBTİ: Lezbiyen, gey, biseksüel ve trans/ transgender ve interseks sözcüklerinin baş harflerinden oluşan kısaltmadır. 1900’lerden itibaren kullanılmaya başlanan “LGBTİ”, eşcinsel hakları mücadelesinde kullanılan çatı kelimedir. İnsanlık tarihi kadar eski LGBTİ ve eşcinsellik eski kaynaklarda M.Ö. 2000-3000 arasındaki döneme kadar uzanan LGBTİ’nin tarihi ile ilgili en eski yazılı belgeler Eski Mısır, Sümerler ve Hititlere uzanmaktadır.

Biyolojik Cinsiyet: İnsanları kadın ya da erkek olarak genetik, fizyolojik ve biyolojik özellikleri üzerinden tanımlar. Bu sınıflandırmada biyolojik farklılıklar temel alınır.

Toplumsal Cinsiyet: Farklı kültürlerde, farklı coğrafyalarda ve farklı zamanlarda kadınlara ve erkeklere toplumsal olarak yüklenen roller ve sorumluluklar bütününü ifade eder.

Cinsel Yönelim: Belli bir cinsiyetteki bireye karşı süregelen duygusal, romantik ve cinsel çekimi ifade eder. Cinsel yönelim, duyguları ve kendilik kavramını içerdiği için cinsel davranıştan farklıdır. Bireyler davranışlarıyla cinsel yönelimlerini ifade edebilecekleri gibi etmeyebilirler de.

Cinsel Kimlik: Kişinin romantik ve cinsel çekim hissettiği kişilerle ilgili kendisini nasıl tanımladığıdır. Cinsel kimlik ve cinsel davranış, cinsel yönelimle yakından bağlantılı olsa da birbirinden ayrılır. Cinsel kimlik kişinin kendisini kavrayışını, cinsel davranış kişi tarafından uygulanan cinsel eylemi, cinsel yönelimse kişinin karşı cinse, hemcinse, her iki cinse hissettiği ya da iki cinse de hissetmediği romantik ya da cinsel çekimi ifade eder.

Homofobi: Homofobi, en genel anlamıyla farklı cinsel yönelime sahip olan kişilere karşı sergilenen olumsuz duygu, tutum ve davranışlar şeklinde tanımlanmıştır.

Transfobi: Transfobi, transeksüel insanlara karşı yoğun bir şekilde hoşnutsuzluk veya önyargı tanımlamak için kullanılan ifadedir. Aynı zamanda transseksüel, interseks vs androjen insanların sevilmemesini de kapsar.

 

LGBTİ ŞİDDETİ

LGBTİ’lere yönelik şiddet, diğer adıyla eşcinsel, gey düşmanlığı, eşcinsel karşıt odaklı karşı cins tarafından uygulanan şiddettir. Sözlü şiddet yanında, dayak, yaralama, yaşam hakkını ihlal gibi ağır suçlar içeren fiziksel tehditler, hakaretler ile gasp, şantaj, soygun, zorbalık gibi bedenen ve ruhen şiddet türleridir. LGBTİ karşıtı biri bilerek veya bilmeyerek bireyin doğuştan gelen cinsel yönelimini ve yaşama hakkını yok saymaktadır.

Dünyanın birçok ülkesinde lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks (LGBTİ) her gün ayrımcılığa uğruyor. Ayrımcılığın nedeni cinsel yönelimleri (kimden hoşlandığınız), cinsiyet kimlikleri (doğumda atanan cinsiyetinizden bağımsız olarak kendinizi nasıl tanımladığınız), cinsiyet ifadeleri (nasıl davrandığınız, giyindiğiniz, saç ve makyaj vb. görünüşünüzle kendinizi nasıl ifade ettiğiniz) ya da cinsel özellikleri (örneğin cinsel organlarınız, kromozomlarınız, üreme organlarınız veya hormon seviyeleriniz) olabiliyor.

LGBTİ’ler takma isimlerle çağrılmaktan fiziksel şiddete uğramaya, bir işe kabul edilmemekten gerektiği gibi sağlık hizmeti alamamaya kadar eşitsiz muamelenin çok farklı türlerine maruz kalıyor. Yaygın bir şekilde uygulanan ayrımcılık kişilere zarar veriyor, hatta hayatlarını tehlikeye atıyor. Birçok durumda LGBTİ’ler sokaklarda taciz ediliyor, darp ediliyor ve zaman zaman nefret cinayetleri sonucu hayatını kaybediyor. Tüm bunların tek nedeni ise kimlikleri. Örneğin translara yönelik şiddet Ekim 2017 ile Eylül 2018 arasında en az 369 kişinin hayatına mal oldu. Dünyanın dört bir yanındaki interseksler rızaları alınmadan tehlikeli ve hiçbir şekilde gerekli olmayan ameliyatlar olmaya zorlanıyor ve bu ameliyatlar hayat boyu süren fiziksel ve psikolojik yan etkiler yaratabiliyor.

Heteroseksüelliği bir zorunluluk ve biricik varoluş biçimi olarak dayatan ve bir tür ırkçılık olan heteroseksizm; heteroseksüel olmayan her türlü davranış, kimlik veya ilişkiyi damgalayan, reddeden ve aşağılayan ideolojik bir sistemdir. Dünya genelinde yaygın olan bu anlayış biçimi LGBTİ’lere yönelik şiddete de temel oluşturmaktadır. LGBTİ’lere yönelik şiddet heteroseksist, homofobik ve transfobik bir anlayışın sonucunda oluşmakta ve bu bireyler hiçbir sebep olmaksızın yalnızca cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliği sebebiyle şiddete uğramaktadır. Bu sebeple LGBTİ’lere karşı işlenen suçlar nefret suçları kapsamında değerlendirilmelidir.

Bir kişi ya da gruba; ait olduğu kimliği, inancı, politik görüşü, cinsiyeti, cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği gibi nedenlerle, farklı biçimlerde zarar verme amacıyla saldırılması sonucunda oluşan suçlar genel olarak “nefret suçları” olarak tanımlanmaktadır. Bu suçlar, mağdurlarını herhangi bir eylemleri nedeniyle, yani gerçekleştirilen bir edim sonucunda değil, gerçek ya da algılanan renkleri, milliyetleri, cinsel yönelimleri, görünümleri, etnik kökenleri, bir başka söyleyişle “eylemleri değil var oluşları nedeniyle” hedef alırlar. Dolayısıyla, diğer suçlardan yapısal bir farkları vardır.

Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime dayalı nefret suçları ise zaten görünmez olan LGBTİ’leri nefret suçlarından korunmak için daha da görünmez olmaya iterek, varoluşsal bir tehdide dönüşebiliyor. Prof. Dr. Melek Göregenli’nin ifadesiyle, “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine yönelik ön yargı ve ayrımcılıktan kaynaklanan nefret suçları, diğer grup kimliklerine karşı gerçekleşen nefret suçlarından farklılıklar göstermektedir”. Öncelikle bulgular, cinsel yönelimleri ya da cinsiyet kimlikleri nedeniyle saldırıya uğrayan kişilerin neredeyse hayatları boyunca ve kendi evleri dahil hayatın her alanında bu saldırılarla yüz yüze kaldıklarını göstermektedir. Saldırılar, diğer toplumsal kesimlere yönelik nefret suçlarında çoğunlukla olduğu gibi, belirli bir politik olayın arkasından, görece öngörülebilir bir biçimde gerçekleşmemekte, saldırı anıyla sınırlı kalmamakta ve sonrasında farklı biçimlerde sürmektedir. Mağdurlar önceden tehdit ve taciz edilebilmekte, saldırıların gerçekleştiği sırada pek çok görgü tanığı bulunabilmekte ve görgü tanıklarının yarısından fazlası herhangi bir tepki vermemekte ya da olaya müdahale etmemektedir.

2014 yılı Mart ayı itibariyle, Türk Ceza Kanunu’nun 115. ve 112. maddeleri yeniden düzenlenmiş ve 122. maddeye ”nefret” ibaresi eklenmiştir. Ancak, homofobik ve transfobik suçların ülke çapındaki yaygınlığına ve bu temeldeki nefret suçlarının taşıdığı gaddarlığın derecesine rağmen, ‘’cinsel yönelim’’ ve ‘’cinsiyet kimliği’’ korunan hak kategorilerinin dışında bırakılmıştır. LGBTİ’lere yönelik şiddetin azaltılması ve mağduriyetlerin engellenebilmesi için homofobik ve transfobik suçlar da nefret suçları kategorisinde ele alınmalı ve bu suçları önlemeye yönelik uygun politikalar geliştirilmelidir.

KAYNAKÇA
Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği. 2018 Yılında Türkiye’de Gerçekleşen Homofobi ve Transfobi Temelli Nefret Suçları. (2018).
Orta, İ., Camgöz, S. (2018): Türkiye’de Yapılan Homofobi Çalışmalarına Genel Bir Bakış: DTCF, 58.1, 409-439.
Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği. Hetoronormatif Olmayan Bir Sosyal Hizmet İçin. (2016).
https://www.amnesty.org.tr/icerik/lgbti-haklari
https://www.kaosgl.org/
https://lgbti.org/transfobi-nedir/

 

SOSYAL HİZMET UZMANI

BÜŞRANUR ÇEVİK

Bakmak istersen...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir