PSİKODİNAMİK KURAMLAR AÇISINDAN İNTİHAR (5\13)

Bir önceki yazımızda (https://ruhsagligi.org/bilissel-kuram-perspektifinde-intihar-olgusu/) sizlerle intihar olgusunu bilişsel kuram perspektifinde irdelemiştik. Bugün de psikodinamik kuramların intiharı nasıl ele aldığına değineceğiz.

Psikodinamik Kuramların öncüsü olan Sigmund Freud Viyana Tıp Üniversitesi’ndeki tahsilini bitirdikten sonra hastanede çalışmalarını sürdürürken dönemin ünlü bir tedavi yöntemi olan hipnozu kullanmaktaydı. Fakat “Serbest Çağrışım” adını verdiği tekniği hastası Elizabeth Von R’nin üzerinde deneyimleyerek psikanalizi geliştirdi. “Serbest Çağrışım” tekniğinin temelinde hastanın aklından geçenleri eksiksiz bir şekilde anlatması ilkesinde yatmaktadır. “Serbest Çağrışım” tekniğinin amacı bilinçaltının bilinçaltının yapısını, süreçlerini ve mekanizmasını keşfetmekti. Freud bilinçaltının kanıtlarını dil ve kalem sürçmeleri, sakarlıklar vb. kanıt olarak göstermektedir. Bilinçaltı korkular, kabullenemez cinsel arzular, vahşet dürtüleri, ahlak dışı dürtüler, bencilce ihtiyaçlar, mantık dışı istekler ve utanç verici deneyimlerden oluşmaktadır. Freud keşfi bilinçaltı ile psikoloji bilimi hiç olmadığı kadar ilerleme kaydetti. Freud’un önderliğinde bilim insanlarının özellikle psikiyatrist ve psikologların gerek saflarında gerek karşısında yer alarak hem psikanalitik kuramlar hem de psikoloji ve diğer sosyal bilimler bugünkü şeklini aldı.

İntihar TDK’de bir kimsenin toplumsal ve ruhsal nedenlerin etkisi ile kendi hayatına son vermesi olarak tanımlanmaktadır. Freud intihar konusunda ortaya koyduğu dürtülerden bahsetmektedir. Dürtü kaynağı, amacı, nesnesi ve belirli bir baskısı olan güçtür. İki temel dürtü söz konusudur: Eros (yaşam dürtüsü) ve Thanatos (ölüm dürtüsü). Eros’un amacı, yaşamı devam ettirmek adına, yeni bağlantılar kurarak bütünler oluşturup, bu bütünlerin devamlılığını sağlamaktır. Thanatos ise Eros’un kurduğu tüm bağları ortadan kaldırarak nesneyi amaçlamaktadır.

Birey gerek bilinçaltının etkisiyle gerekse çevresel koşulların etkisiyle intihara sürüklenirken kolektif bilinçaltı da buna uygun ortamı sağlamaktadır. Kolektif bilinçaltı genetik köklerde bulunan etmenlerin kitle psikolojisini belirlemesini, etrafa sinen enerjinin birbirinden ayrı bireylerde ve ayrı mekan ve zamanlarda benzer dışavurumlar ve düşünsel yönelişlerde bulunmasını sağlayan bilinçaltı etmenidir.

Menninger intiharın gerçekleşebilmesi için 3 temel bileşenden bahsetmektedir: ölme isteği, öldürme isteği ve öldürülme isteği. Bireyin bu isteklerden birisini hissetmemesi bile intihardan korunmanın bir yolu olabilmektedir.

Veriler göz önüne alındığında bireyin intihar eğilimi içinde olduğu süreçte özellikle yakın ilişkilerde bulunduğu kişiler tarafından fark edilmediği ya da anlaşılamadığı, intihar eğiliminin önemsenmediği ya da kişinin örselenmeye çalışıldığı görülmektedir. Psikolojik Otopsi adı verilen teknik intihar nedenlerini birey intiharı gerçekleştirdikten sonra gerçeğe en yakın olabilecek şekilde tespit ederek betimleme, diğerleri veya toplum adına önlemleri sağlayabilme adına büyük bir adım olarak görülmektedir. Psikolojik Otopsi’de temel bilgi alanları: adli kayıtlar, psikiyatrik ve diğer sağlık verileri, otopside elde edilen bulgular, kişinin ailesi ve yakın ilişkilerde bulunduğu bireyler ile görüşme sonucunda elde edilen bilgiler derlenerek intihara yönelten sebeplerin araştırılmasıdır.

Dünya’da ve Türkiye’de son milenyumda intihar oranları ve intihar girişimlerinin geçmiş yüzyıla kıyasla dramatik bir şekilde arttığı verilerle ortaya konmaktadır. WHO’nun verilerine göre her yıl 800 bin kişi intihar etmektedir. Buna karşılık ölümle sonuçlanmayan intihar girişimlerinin ise sayının 20 katı olduğu tahmin ve ifade edilmektedir. 2018 TÜİK verilerine göre 3161 kişi intihar etmiştir. Bu sayı Türkiye’de günde ortalama 8 bireyin intihar ettiği anlamına gelmektedir.

TÜİK 2019 verileri intihar nedenlerini hastalıklar, geçim zorluğu, aile geçimsizliği, hissi ilişki ve istediği ile evlenememe, ticari başarısızlık ve öğrenim başarısızlığı olarak sıralamaktadır. Fakat ülke gündemi geriye dönük özellikle son 1 ay çerçevesinde irdelendiğinde Şahin ve Delen Aileleri ile Yetişkin Kardeşler’in intiharları göz önüne alındığında geçim zorluğu, ekonomik yetersizlikler, temel bakım ihtiyaçlarının karşılanamaması ile seyreden psikolojik bunalımlar başı çekmektedir.

Dünyanın ve ülkenin geleceğinin teminatı gençler arasında ölüm nedenleri sıralandığında ise 10-19 yaş aralığında intihar 3.sırada, genç yetişkinlikte ise 2.sırada yer almaktadır. Kadın erkek ölüm oranları karşılaştırıldığında ise genel olarak gelişim dönemlerinde erkeklerin intihar oranları daha yüksektir. Buna karşılık kadınlarda da intihar girişimleri oranı yüksektir.

Veriler göz önüne alındığında ve toplumsal, ailesel ve bireysel sonuçları göz önüne alındığında intiharı önleme ve intihara müdahale edebilme konuları önem arz etmektedir. Prof. Dr. Kemal Arıkan’a göre Türkiye’de koruyucu faktörler 2 grupta ele alınabilir: dini faktörler (Allah korkusu ve cehennem kaygısı) ve yakınlarıma ne olacak kaygısı. Ergenlik sürecinde ise önleme konusunda çalışmalar önem arz eden 3 ortak noktada birleşmiştir. Bunlar: yoğun bireyselleştirilmiş ilgi, toplum çapında işbirlikçi yaklaşımlar ve erken tanılama ve müdahele.

Toplumsal rollerin başında gelen ebeveyn rolleri, intihar konusu söz konusu olunca ruh sağlığı alanında çalışan bireylerin rolleri, sosyal devlet anlayışına sahip devlet yönetimindekilerin rolleri ve en başta bireyin rolleri son derece önemlidir. Birey yaşamını kaliteli ve sağlıklı bir şekilde sürdürebilme ve yönetebilme adına psikolojik, fizyoloji ve bilişsel açılardan bir bütün olarak sağlığını koruyabilmelidir. Birey hayatını idame ettirirken intihar düşüncesi son çözüm olarak bile değerlendirilmemelidir. Bireylere bireysel özgürlüklerini sağlayabilecekleri kaliteli ve verimli bir eğitim hayatı, ekonomik özgürlüklerini sağlayabilecekleri istihdam alanları oluşturulmalıdır. Temel bakım ihtiyaçlarının karşılanabildiği nitelikli ebeveynler tarafından yetiştirilmeleri sağlanabileceği ebeveynler için bilinçlendirme çalışmaları oluşturulmalı ve uygulanmalıdır. Özellikle günümüzün en büyük sorunlarından birisi olan istismar ve özelinde cinsel istismarı önleyici çalışmaların önem kazandığı ve yerleşik yaşama uygulanabildiği bir çevre oluşturulabilmelidir. Çünkü sayılan tüm bu niteliklerin yoksunluğu bireyi kendi iç dünyasında karamsarlığa yöneltmekte yaşam ve ölüm dürtüleri arasında gidip geldiği inişli çıkışlı bir ruh sağlığına nedene olmaktadır. Özellikle bu duruma ek olarak bir cinsel istismar ve fiziksel istismar gibi insanlık dışı travmatik yaşam olaylarının vuku bulması ile birey kaçınılmaz sona yaklaşmaktadır.

Bir sonraki yazımız olan Sosyal Psikolojik Kuram’a Göre İntihar yazısını Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik öğrencisi İlkay BEDİR kaleme aldı. Yarın web sitemizden okuyabilirsiniz.

 

Ayşe Afşar

Anadolu Üniversitesi

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü

  1. Sınıf Öğrencisi

Bakmak istersen...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir