ŞİDDET (1/16)

     

 

     Ruh Sağlığı Platformu olarak her ay farklı konular üzerinde çalışıp, sizlere sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Ocak ayı konumuz: ŞİDDET. Bu yazımızda şiddetin türleri ve toplumsal yapıda şiddet olgusunu detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.

  Şiddet, uygulanan kişinin fiziksel, cinsel, psikolojik veya diğer yönlerden birinden veya birden fazlasından zarar görmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel her türlü tutum ve davranıştır. Şiddet; evde, toplulukların bulunmadığı, mağdurun yalnız ve korunmasız olduğu yerler dışında toplulukların var olduğu, kişinin yalnız olmadığı yerlerde de kendini gösterebilir. Şiddet uygulayan kişi genellikle toplum baskısından çekinse de engellendiği bazı durumlarda sokakta, kafede ya da herhangi bir yerde bu davranışını ortaya koyabilir.

Şiddet türlerine baktığımızda birçok çıkarım yapabiliriz. Ancak şiddetin ana başlıklarına bakacak olursak beş ana başlığa ayrıldığını görürüz.  Fiziksel şiddet, duygusal şiddet, ekonomik şiddet, cinsel şiddet ve flört şiddeti.

Fiziksel şiddet en basit tabirle kaba kuvvetin ceza ve/veya yaptırım aracı olarak kullanılmasıdır. Fiziksel gücün kullanıldığı tüm durumlarda (zarar verici herhangi bir unsur kullanmadan dahi)  fiziksel şiddet vardır diyebiliriz. Ayrıca, sağlık durumlarının gerektirdiği bakım malzemelerine ulaşımın engellendiği, zorla alkol ya da uyuşturucu alınmasına sebep olunması da yine fiziksel şiddet olarak tanımlanabilir.

Duygusal şiddet ise, fiziksel hiçbir baskı ya da müdahale olmaksızın uygulanan kişinin ruh sağlığını bozan tüm tutum ve davranışlardır. Sürekli eleştirmek, alay etmek, azarlamak ya da görmezden gelmek duygusal şiddet kapsamında yer almaktadır.

Ekonomik şiddet, ekonomik kaynakların ve paranın kişi üzerinde kontrol ve yaptırım aracı olarak kullanılmasıdır. Toplumumuzda genellikle kadın üzerinde uygulandığını gördüğümüz bir şiddet türüdür. Kadının iş hayatına girmesini engelleme, ailenin ihtiyaçları karşılamama gibi durumlar ekonomik şiddetin konuları arasındadır.

Cinsel şiddet, cinsellik içeren her türlü şiddeti kapsar ve genellikle fiziksel şiddeti de içinde barındırır. Kişinin kontrol sağlamak amacıyla diğer kişiyi zorladığı cinsel ilişki ve zarar verici cinsel davranışlar da yine cinsel şiddet olarak adlandırılır.  Bu ana başlıklardan farklı olarak, özellikle günümüzde önemle üzerinde durulması gereken bir şiddet türü: Flört şiddeti.

Flört şiddeti, “Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir” (https://morcati.org.tr/tr/8-mor-cati-kadin-siginagi-vakfi/8-flort-siddeti). Flört şiddeti; fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal, dijital ve ısrarlı takip olarak  7 alt maddeye ayrılmaktadır.

Fiziksel flört şiddetinde sevgili olan kişi bedenine kasıtlı olarak zarar verir. Vurmak, eşya fırlatmak gibi. Cinsel flört şiddetinde sevgili olan kişinin cinsel birliktelik için zorlaması, cinsellik öncesi veya sonrasında kaba davranması ya da doğum kontrol yöntemlerini kullanmamasıdır ya da sen kullanmak istediğinde karşı çıkmasıdır.Psikolojik flört şiddetinde  sende korku uyandıran, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sosyal flört şiddetinde sosyal hayatına sınırlamalar getirmesi, kimle görüşüp görüşmeyeceğine karar verirken dijital flört şiddetinde ise sevgili olacak kişinin sosyal medya hesaplarını seni kontrol etme amaçlı kullanmasıdır. Sosyal medya şifrelerini istemesi, kimlerle arkadaş olup olmayacağına karar vermesidir. Israrlı takipte (stalking) ise ayrıldığın ya da birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi, habersiz okuluna, evine gelmesidir.

Şiddetin birçok türünün de olduğu göz önüne alındığında ortaya şiddetin toplumsal hayatta nasıl yer aldığı konusu gelmektedir.  Ergil’ e (2001) göre şiddetin toplum içinde, topluma sunuluş biçimi de çok önemli bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Şiddetin toplumsal ve sosyal hayat içerisindeki sunuluş biçimi  ve “nasıl kabul görüldüğü” oldukça önemlidir. Eğer bir toplum içinde şiddet meşrulaştırılıyorsa o zaman bazı durumlarda bir yaşam biçimi ya da bir sorunu çözme aracı olarak kullanılabilecek bir yol olarak  onay gördüğünü söyleyebiliriz. Bu bağlamda bakıldığında şiddete yüklenen anlam, sosyal hayat içerisindeki sunuluşu ve kabulü önemli bir nokta olarak karşımıza çıkmaktadır.

Toplum içindeki bir davranışın şiddet olarak kabul edilmesi o toplumun toplumsal yapı ve özellikleriyle, gelenek ve kültürel yapısıyla yakından ilişkilidir.

Özellikle ataerkil yapıdaki toplumlarda erkeğin üstünlüğünün kabul edilmesi, kadına dair şiddetin normalleştirilmesinin önünü açmaktadır. Bu bağlamda toplumun inanışlarının, kabullerinin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin etkili bir şekilde rol oynadığını görebilmekteyiz. Şiddetin toplumsal hayat içerisinde kökleşmesi ve normalleştirilmesindeki en büyük etmenlerden biri de medya ve medyanın temsil ettiği karakterler, diziler şiddeti meşrulaştırma aracıdır. Gücü elinde bulunduran iktidarın ( kişi veya kişilerin) güçsüze fiziksel şiddet başta olmak üzere çeşitli şiddet türlerini gösterebileceğini ve bunun “olağan” olduğu mesajını vermektedir. Oysa ki şiddettin türü ne olursa olsun “sağlıklı” bir toplum şiddete neden olan her türlü söylem, haber, inanç, gelenek, değer, kültür, medya gibi çoğaltılabilecek faktörlerin karşısında şiddetsizliğin yanında ve şiddetin her türüne karşı bir duruş sergilemelidir. 

      ZEYNEP DUMAN

PSİKOLOJİK DANIŞMAN

 

 AYŞE KOCAMÜMİNLER

SOSYAL HİZMET UZMANI

                                         

Bakmak istersen...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir