SOSYAL PSİKOLOJİK KURAMA GÖRE İNTİHAR (6\13)

Ruh Sağlığı Platformu olarak intihar konusunu işlemeye devam ediyoruz. Bu yazımızda sosyal psikolojik kuramlar bağlamında intihar konusuna değineceğiz.

İntihar,  insanlık tarihi boyunca gündeme gelen bir olgudur. İntihar konusu birden fazla bilim dalının ilgi alanına girmiş bir konu olmuştur. Bireyin iç dünyasıyla ilgili olduğu için psikoloji, toplumsal bir olgu olduğundan dolayı sosyoloji ve antropoloji vb. gibi.   Araştırma sonuçları doğrultusunda söyleyebiliriz ki intihar oranlarında geçmişe oranla oldukça artış var. Son günlerde artan intihar vakaları, toplumsal ve bireysel ruh sağlığına gereken önemi vermemiz gerektiğinin altını çiziyor. Bireyleri intihara iten en büyük etken yaşadıkları güç olaylar karşısında yeterli destek bulamamalarıdır. Bu durumda istisnalar da olabiliyor elbette. Şöyle ki çevresindekilerinin tüm desteğine karşın bireyin yılmazlık derecesi düşük olabilir. Böyle kişilerde yılmazlığı güçlendirmek adına girişimlerde bulunulmalıdır. Tam burada görev bizlere düşmekte. İntiharı bir çıkış yolu, kurtuluş veya kaçış olarak görmek yanılgısına düşmüş olan bireylerle çalışmak çoğu zaman kolay olmaz. Fakat bu bireylere yakılacak ışık kurtarılacak bir hayattır belki.

Sosyal psikolojik kuram çerçevesinden bakılacak olursa intihar, içinde yaşadığımız toplumdan bağımsız bir olgu değildir. Toplumdan bağımsız hiçbir birey olmadığı gibi intiharı kişisel bir olay olarak görmek oldukça yanlıştır. İntiharı kavramını sosyal bir süreç olarak değerlendirirsek bu konuda ulaşabileceğimiz çözüm yolları da etkili olacaktır.

Bireyler üstesinden gelmekte zorlanacakları bir olayla karşı karşıya geldiklerinde başka bir çözüm yolu olmadığını inanırlar ve intiharı bir kaçış olarak görürler. Tam bu noktada olayın dışındaki bir insanın aklına gelen ilk soru şu olur: Çevresinde ona yardım edecek kimse mi yoktu? Toplum içerisindeki bireyin yalnızlığıdır ona intihardan başka yol göstermeyen ve başka bir çözüm yolu sunmayan aynı toplum… Gün geçtikçe birbirine yabancılaşmaktan kaçınmayan, diğergamlık, bir başkasının derdi için özveride bulunmak gibi erdemlerden vazgeçmeye devam ettiği sürece toplumlar kan kaybetmeye devam etmeye mahkumdurlar. Öte yandan intihar hakkında genel bir bilgiye sahip olmak, belirtilerini bilmek ve gözlemlemek oldukça önemlidir.

Yapılan araştırmalar şunu gösteriyor ki aileye ve değerlere bağlılık ile intihar arasında ters bir ilişki vardır. Toplumsal bağların zayıf olması aile bağlarının zayıf olması hiç şüphesiz bireyi derin bir yalnızlık duygusuna itmektedir. Özellikle bizim ülkemizde son zamanlarda intihar konulu haberlerin arka planında yer alan işsizlik, ekonomik sıkıntılar gibi olaylar ise yine bireyleri çıkmaza sokan konular olarak görünmektedir. Bu tarz intiharlara ise anomik intihar denmektedir. Bir diğer önemli ve üzerinde durulması gereken konu ise, cinsel tercihleri sebebiyle toplum tarafından soyutlanan ve yalnızlığa itilen, intihara sürüklenen bireyler. İntihar hakkında kısa bir medya taraması yapacak olursanız intihar eden trans bireyler hakkında bir dolu haber bulmakta güçlük çekmezsiniz. Oldukça yaygın olan bu intiharları önlemek için sosyal desteklerin artırılması gerekmektedir. İntihar sosyal, kültürel, ekonomik ve psikolojik nedenleri bulunan çok katmanlı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

İntiharı, sadece bireylerin psikolojik hezeyanlarının acılı bir sonu olarak değil sosyal bir süreç olarak görüp bu çerçeveden baktıktan sonra önüne geçmek hiç zor olmayacaktır. Birbirleriyle etkileşim halinde olan toplumlarda bireyler yalnızlık ve çaresizlik hissine kapılmadıkları takdirde her zaman intihardan başka bir çıkış kapısı bulunacaktır.

Bir sonraki yazımız olan Sosyolojik Kurama Göre İntihar yazısını Sosyal Hizmet Uzmanı Ayşegül Kocamüminler yazdı. Yarın web sitemizden okuyabilirsiniz.

 

İlkay Bedir

Adnan Menderes Üniversitesi PDR Lisans Öğrencisi

Bakmak istersen...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir