Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) (3/11)

 

Travma dersine hocamız, Nietzsche‘ye atıf yaparak ‘Öldürmeyen acı güçlendirir mi?’ sorusuyla giriş yapmıştı ve ‘Acılar her zaman güçlendirmez bazen de yaşayan ölülere çevirebilir.’ diyerek devam etmişti. Peki yaşayan ölüleri nasıl ‘hayata’ döndürebiliriz? Bu yazımda travmanın tarihinden, çeşitlerinden ve tedavi yöntemlerinden bahsedeceğim.

Nedir Travma?

Kişinin yaşamsal bütünlüğünü tehdit eden / bozan, aşırı derecede örseleyici veya başa çıkması zor olan, normal yaşamın dışındaki olaylar travmatik olay olarak tanımlanır.

Kişiler bu tür durumları üç şekilde yaşayabilir:

  • Olay doğrudan kişinin başına gelir.
  • Kişi bu tür olaylara tanık olur, olayı yaşayan insanlara yardım eder.
  • Sevdiği bir kişinin başına gelmiştir.

Bir tavmatik olay sırasında veya sonrasında kişiler korku, dehşet, çaresizlik, utanç veya suçluluk gibi tepkiler verdi ise bu tür olaylar artık ruhsal açıdan travmatik olaylar ya da ruhsal travmatik olaylar olarak adlandırılır. Travma 3 ana başlıkta sınıflanabilir:

  1. İnsan eli ile bilerek oluşturulan (Savaş, işkence, tecavüz, terör eylemleri, cezaevi ve gözaltı uygulamaları vs.)
  2. İnsan eli ile kaza sonucu oluşan (Trafik, uçak, gemi, tren kazaları, iş kazaları, yangınlar vs)
  3. Doğal afetler (Deprem, sel, çığ, orman yangını vs)

Travmanın tanımlanmasında travmanın zaman içinde süreğen bir nitelik kazanıp kazanmadığı bir başka deyişle tek veya birden çok travma içermesi, sonrasında gelişecek bozukluklar için belirleyici bir diğer faktördür. Tek travma tanımı beklenmedik, kısa süreli, bir kez ortaya çıkan türdeki durumlar olan motorlu taşıt kazaları, doğal afetler gibi durumları tanımlarken çok olaylı travma kronik durumlar olan çocukluk çağı istismarı veya süreğen savaşlar gibi durumları tanımlar.

Tarihsel Gelişim

İlk araştırmalar 19. yüzyılın sonlarına doğru histeri rahatsızlığı olan hastalarla yapılmıştı. Charcot, nörolojik hasarı andıran histeri belirtilerinin üzerine odaklandı. Hareket felci, duyu kaybı, unutma gibi belirtileri doğaüstü güçlere bağlamayıp sebeplerini araştırarak psikolojide önemli bir adım atmıştır.

Histeri konusunda Freud da çalışmıştır. Travmatik olaylara verilen duygusal reaksiyonların bilinç durumunu etkilediğini ve değişen bilinç durumu sonucunda histerik belirtilerin ortaya çıktığını savunmuştur.

Birinci Dünya Savaşı sonunda erkeklerde, histerik kadınların davranışları görülmüştür. Savaş sonrasında askerlerin yaşadığı ruhsal belirtilerin fiziksel travmaya bağlı olarak geliştiği düşünülmüş ve ‘Bomba Şoku’ olarak adlandırılmıştır. Fiziksel travmaya bağlı kalmayan askerlerde de görülen psikiyatrik belirtiler bu açıklamanın da yetersiz olduğunu göstermiştir.

1980’de APA, TSSB adlı yeni kategoriyi DSM III’e almıştır. İlk kez karakteristik travma sendromu, psikiyatrik bir tanı olarak kabul edilmiştir.

DSM I: Tanılamalar ikinci dünya savaşı sonrası askeri görüşten etkilenmiştir. Savaş ve sivil felaket gibi büyük olaylar ölçüt alınarak ‘Büyük Stres Reaksiyonu’ olarak adlandırılmıştır.

DSM II: Tanılama DSM I’den daha geriye düşmüştür. Burada da büyük çaplı olaylarla sınırlandırma vardır.

DSM III: Artık zorlu yaşam olaylarına ‘travma’ denmeye başlandı. TSSB tanısıyla birlikte sebep ‘kişi’ değil, ‘olay’ olmaya başladı.

DSM IV: Travma tanımı özelleştirildi. Sekonder travmatizasyon (travmatik olayı görmek/duymak) tanılamada kabul edildi.

DSM V: Travmayla ilgili bozukluklar tek bir grupta toplandı.

DSM V’te örselenme(travma) ve tetikleyici etkenle (stresörle) ilişkili bozukluklar grubunda

-Tepkisel Bağlanma Bozukluğu

-Sınırsız Toplumsal Katılım Bozukluğu

-Örselenme Sonrası Gerginlik (TSSB)

-Akut Gerginlik (Stres) Bozukluğu

-Uyum Bozuklukları başlıkları vardır.

Tepkisel bağlanma bozukluğu 9 aydan sonra 6 yaşından önce ortaya çıkar. Çocuk bakım veren (anne, baba, bakıcı vs.) kişiye karşı kısıtlı karşılık verir. Duygusal olarak içe kapanıktır. Olumlu duygulanım ifadeleri azdır. Korkutucu olmayan etkileşimler sırasında bile açıklanmayan bir biçimde çabuk kızma, üzülme ya da korkma dönemleri yaşar.

Sınırsız katılım bozukluğu da 9 aydan sonra 6 yaşından önce ortaya çıkar. Çocuk tanıdık olmayan erişkinlere etkin biçimde yaklaşır ve yabancılık çekmez. Kültüre uygun olmayan şekilde sözel ya da bedensel davranışlarda bulunur. Tanıdık olmayan yetişkinle çekip gitme gösterebilir.

TSSB ise –genç ve yetişkinlerde- örseleyici bir olay ya da durumla karşılaşıldığında; yeniden yaşantılama, kaçınma, negatif duygulanım, aşırı uyarılma veya hissizlik, yabancılaşma, ihmalkâr tutum, uyku bozuklukları, insanlardan uzaklaşma gibi belirtiler gösterir.

TSSB genel olarak 5 aşamada gerçekleşir.

1-Karmaşa (Şok)

2-Rahatlama ve Şaşkınlık

3-Kaçınma

4-Yeniden Değerlendirme

5-Uyum

Akut gerginlik bozukluğunda TSSB’de görülen belirtilerin örseleyici durum ya da olayın ilk 3 gün içerisinde görülmesi ve en fazla 30 gün sürmesi gerekmektedir.  30 günden fazla sürerse TSSB teşhisi konulabilir.

Uyum bozukluğunda ise TSSB belirtilerinin örseleyici durum ya da olaydan sonraki 3 ay içerisinde görülme durumu vardır.

Öneriler

Tedavi sürecinde ruh sağlığı uzmanları açısından psikolojik ve farmakolojik konuları başka arkadaşlarımız yazacağı için bu yazıda herkesin –özellikle ebeveynlerin- uygulayabileceği önerilere yer vereceğim.

Bebeklerle neler yapılabilir?

  • Yumuşak bir sesle konuşun, okşayın, sevin.
  • Düzenli bir beslenme ve uyku programı yapmaya çalışın.
  • Çevredeki işitsel ve görsel uyaranları azaltın.
  • Oyun oynamasına fırsat verin.

Çocuklarla neler yapılabilir?

  • Rahatlatmaya ve güven vermeye çalışın.
  • Yatmadan önce yanına gidin ya da bir süre sizinle yatmasına izin verin.
  • Oyun hamuruyla oynama, çizme ve boyama yoluyla duygularını ifade etmesine fırsat verin.
  • Dikkatleri kolayca dağılabilir, akademik ve sosyal başarıları bu yüzden düşebilir. Bunu normal karşılayın.
  • Basit ve yapılandırılmış görevler verebilirsiniz, ufak sorumluluklar sosyal hayata uyumunu hızlandırır.
  • İleride olabilecek başka travmatik olaylardan kendini nasıl koruyabileceğini anlatın.

Ergenlerle neler yapılabilir?

  • Aile ve arkadaşlarıyla duygularını paylaşmalarına yardımcı olun.
  • Spora teşvik edin.
  • Akademik başarılarıyla beklentinizi azaltın.
  • Başkalarına yardım etmek onlara iyi gelebilir.

Yetişkinlerle neler yapılabilir?

  • Hazır olduklarında duygu ve düşüncelerini sizinle paylaşması konusunda rahatlatın fakat zorlamayın.
  • Kabul, hoşgörü ve destek gösterin.
  • Gelecek hakkında plan yapmak umut verici olacaktır.
  • Mümkün olduğunca sosyal yaşamda aktif tutmalısınız fakat yalnız kalmak istediklerinde saygı duymalısınız.

Bir psikolojik danışman olarak görüşüm her ne kadar TSSB’ye belirli klinik semptomlarla teşhis konulsa da kişinin güçsüzlüğüyle yüz yüze gelmesi ve içsel sıkıntılarla baş etmekte zorluk yaşaması da psiko travma olacağı yönündedir. Bireyin içinde bulunduğu durumun psikolojik bütünlüğünü tehdit etmesi fiziksel bütünlüğe zarar vermesi kadar acı veren bir durumdur. Kişinin bu durumu tolere etme düzeyi düşükse travma yaşama durumu yüksektir.

 

Psikolojik Danışman

Nimet ÖZEN

Bakmak istersen...

2 Responses

  1. Selim özen dedi ki:

    Eline yüreğine sağlık.. tebrikler gurur duydum seninle

  2. Adem dedi ki:

    Harika bir sunum olmuş en ince detayına kadar inilmiş herkesin göz atmasında fayda var teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir